Bir Pedagogun Günlüğü Vol.5

Bir gün ofisime bir aile geldi. Çok mütevazi, güler yüzlü. Anne ev hanımı, baba bir otelde aşcı. Çocukları o zamanlar 2,5 yaşında. Dünya tatlısı bir oğlan.

Çocuklarında otizm şüphesiyle gelmişler. Görüşmemiz o kadar verimli geçti ki. Söylediğim ne varsa her şeyi kelime kelimesine kaydettiler sanki. Görüşmelerimiz uzun bir süre haftada bir görüşme yaparak devam etti. Ne uygulama verdiysem harfiyen yerine getirdiler. Büyük bir sabırla ilgilendiler çocuklarıyla. Özellikle anne! O çocuk şu anda normal bir okula gidiyor ve normal bir hayatı olabilecek. Çünkü doğru bir ailede dünyaya geldi.

Bu aile adeta beynime kazındı. Ofisimin duvarında Da Vinci tabloları asılı. Baba, yine bir görüşmemizde arkasına döndü ve o resimlerdeki manayı, Da Vinci'nin hayatı ile ilgili bazı anekdotları paylaştı. Bunu neden yazıyorum. Çünkü görünürde tamamen ortalama bir Türk ailesi ve aslında ne kadar sıra dışı ve örnek bir aile. Vizyon sahibi olmanın akademik kariyerle ilişkisi olmadığının canlı kanıtı. Bu tamamen insanlık ve empati duygusuyla alakalı. Kendini görmek, öz eleştiri yapabilmek, kendini tanımak, geliştirmeye çalışmak kişinin ulaşabileceği en üst mertebedir.

Kişi kendine dışarıdan bakabilmeli ve hatayı en önce kendinde aramalıdır.

0 görüntüleme

www.silaersantektas.com  Copyright 2016 ®  All rights reserved.

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
Bohemian Rhapsody - Queen
00:00 / 00:00