Bir Pedagogun Günlüğü Vol.2

Görüşmelerim; anne, çocuk ve bazen de babalar..


Her zaman kapıda karşılamayı seviyorum anneleri ve babaları, babalar her zaman olmuyor maalesef görüşmelerde. Keşke babalar da anneler kadar üstlense çocuk bakımını, yetiştirmeyi, onlara işten gelince kitap okusa, biberonlarını verse, altlarını değiştirse gibi gibi.. Bu tüm babalar için geçerli olmasa dahi gerçek olan şudur ki; hala çok büyük oranda tüm sorumluluk annede.


“Babası pek getirmem taraftarı değildi de, ben bir şeyleri fark ettim. O yüzden çocuğumuzu bir pedagoga getirdim, babası çocuğun bir şeyi olmadığını düşünüyor, ben vesvese yapıyormuşum”, diyor anne.

Genelde ufak tefek de olsa davranış bozuklukları oluyor tabi çocukta. Bunlar çoğunlukla yanlış yetiştirmekten kaynaklı oluyor. Çocuğun neredeyse her istediği yapılıyor evde. Oyuncak diyor, hemen alınıyor; ben bunu yemeyeceğim diyor, anne ya da anneanne /babaanne hemen ona göre yemek pişiriyor. Bunları sonsuza kadar sıralayabilirim.

Aslında ne kadar acı. Çocuğa olumsuz hiç bir duygu yaşatılmak istenmiyor. Peki neden?

Hayat hep güzel değil ki, ona hayatın hep toz pembe olduğunu aşılamaya çalışıyorsunuz. Çocuk sizin hayatınıza uyum sağlamalı, siz ona değil. Evet anlıyorum sizin için çocuğunuz dünyada tek, size göre her çocuktan daha akıllı, ama gerçekte tabi ki öyle değil. “Neden çocuğunuzun diğer çocuklardan daha üstün olduğunu ona aşılamaya çalışıyorsunuz? O çocuk kendini sürekli diğer çocuklardan üstün görürse, bir canavara dönüştürmüş olmuyor musunuz?” diye soruyorum içimden kendime, zira bunu sesli olarak söylersem görüşmelerimde kıyametin kopması an meselesidir. Usul usul alıştırmaya çalışıyorum ebeveynleri gerçek tabloya.

Şimdilik benden bu kadar, sonra görüşürüz..

0 görüntüleme

www.silaersantektas.com  Copyright 2016 ®  All rights reserved.

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
Bohemian Rhapsody - Queen
00:00 / 00:00