Bir Pedagogun Günlüğü Vol.17


Danimarkalı Ebeveynlerden Örnek Alabileceğimiz Çocuk Yetiştirme İpuçları

Bir araştırmaya göre dünyadaki en mutlu insanlar Danimarkalılardır. Bu da; çocukları nasıl yetiştirdikleri ile ilgili olarak onları büyüteç altına almamız için yeter bir sebeptir. 2017'de yapılan bir araştırma, Danimarkalı çocukların, Avrupa'daki ülkeler arasında tepkisel olarak en az bağıran çocuklar olduklarını ortaya koymuştur. Bu araştırıma sürecinde, birçok ülke uzmanı bir araya gelerek bunun sebeplerini araştırmıştır. Bu ülkelerin arasına Türkiye de dahil olsaydı, deneyimlerime ve gözlemlerime dayanarak söylüyorum ki; çevresine rahatsızlık verebiliyor olduğu düşüncesinden tamamen kopuk olarak yetiştirilen bu ülke çocukları listenin en üstlerinde kendine yer bulurdu. Sakın çocukları suçladığım düşünülmesin. Hatanın kimde olduğunu söylemeye lüzum görmüyorum.


Danimarkalı ebeveynler çocuklarına karşı dürüsttür: Çocuklarına karşı dürüst olmak Danimarkalı ebeveynler için çok önemlidir. Hayatın olumlu yanları kadar olumsuz taraflarını da öğretirler. Ölüm, boşanma, yenilgi, üzüntü, her istediğinin olmaması erken çocukluktan itibaren gösterilen kavramlardır. Böylelikle çocuklar çok erken yaşta hayatın gerçekleriyle yüzleşmesini ve bu tip durumlarla başa çıkmayı öğrenirler.

Danimarkalı insanlar gerçekçidir ve hayatın gerçeklerini baz alırlar. Çocukların her davranışına aferin demezler ve ödüllendirmezler. Sadece gerçekten empati veya arkadaşlıklarıyla ilgili olumlu bir davranış gösterdiklerinde takdir ederler. Okul notlarını ödüllendirmek yerine, disiplinli çalışmalarını ve azimlerini takdir ederler. Böylelikle; çocuklarının gelecekte etki alanı içindeki durumları değiştirebilmelerine olanak sağlarlar, etki alanı dışındaki durumlar için de en azından mücadele edilebileceğini göstermiş olurlar.


Danimarkalı ebeveynler çocuklarına pozitif düşünmeyi aşılarlar. Stresli durumlarla nasıl kendi başlarına mücadele edebileceklerini öğretirler. Örneğin hava yağışlı, bu durumda ne yapabilirim? Tek bir mottoları vardır: “Olumsuz koşullar etki alanımın dışındaysa bakış açımı değiştirmeliyim.” Yağmur yağmasını engelleyemiyorsam tedbirimi alır koşullara uygun aktiviteler yaparım. Dünyayı olduğu gibi gösterip onlara karşı gerçekçi olurlar.


Danimarkalı ebeveynler çocuklarına empatiyi öğretirler. Empati dünyayı daha güzel bir yer haline dönüştürür. O yüzden okullarda “step by step” adında konulan dersin içeriği tamamen empati kavramı üzerine kuruludur. Çocuklara farklı ülkelerin çocukları ve yaşantıları ile ilgili hayatlar ve resimler gösterilir. Bu resimlerde çocuklara şu sorular yöneltilir. “Sence bu çocuk şu anda ne hissediyordur?” “Bunu kelimelerle anlatabilirmisin?” Böylelikle çocuklar, diğer çocukların mimiklerinden ne hissettiklerini anlarlar ve ona göre iletişim içerisine girerler.


Danimarkalı ebeveynler çocuklarına ültimatom vermezler: Çocuklarının, sorgulamadan itaat etmelerini beklemezler. Kendi davranışlarının sorumluluğunu almasını beklerler. Çocuklarına saygıda belli bir çizgi koydukları için onların da saygısızlık etmemelerini sağlarlar. Yardım etmek ve sabır göstererek onların da aynı şekilde davranmalarını beklemek onlar için önemli bir kuraldır.


Danimarkalı aileler ‘HYGGE’ diye adlandırdıkları, çocuklarıyla hergün beraber geçirdikleri “kaliteli zaman” olarak nitelendirirler bir süreleri vardır. Çocuklarla beraber geçirilen bu sürenin çocuğun mutluluğu için çok önemli olduğunu bilirler. Danimarkalı ebeveynler çocukları oyun seçme ve oynamada özgür bırakırlar. Bu; çocuğum şuursuzca ordan oraya kırarak dökerek, bağırarak, rahatsız ederek oynasın demek değildir. Türkiye'de çoğu çocuğun haftalık günleri planlanmıştır. Hafta içi etüt, piyano, özel ders, yüzme, futbol gibi. . Ancak serbest geçireceği zaman planlanmaz. Danimarka'da ebeveynler, her gün belli bir süreyi çocuğa bırakırlar. Bunun içerisinde telefon, televizyon veya tablet yoktur. Dışarıda, parkta çocuklarla istediği gibi oynamasından bahsediyorum. Çocukların, sosyal olarak gelişimi için en çok ihtiyaç duyduğu şey dışarıda başka çocuklarla zaman geçirmektir. Diğer çocukların arasında iletişimi, paylaşımı, empatiyi öğrenirler. Kreatif olmayı, özgür olmayı dışarıda oyun oynayarak öğrenirler. Türkiye'de, maalesef bazı konularda çocuklar bilinçsizce yetiştirilmekte. Çocuklar sürekli olarak bir aktivetede olsun isteniyor. Günlük aktivitelerle her gününü planlayarak çocuğun çocuk olmasına izin vermiyoruz. Her şey okulda geri kalmasın, iyi not alsın, sporda bile başarılı olsun üzerine kurulu. Bırakmıyoruz ki, çocuk başarısız da olsun. Çocukların olumsuzluklarla başa çıkmasına, mücadele etmesine, sorumluluk almasına izin vermiyoruz. Evet yazdıklarımın çoğunu kabul etmeyip çocuğunuzu okul notlarına göre değerlendirmeye devam edin.

Bu ülkede 12 milyon çocuktan 8 milyonu takdir ya da teşekkür belgesi alırken; bir yandan da OECD ülkeleri arasında, “kendi dilinde okuduğunu anlama sıralamasında” sonlarda oluşumuz eğitim kalitemizin ne noktada olduğunun en net göstergesidir. Çocuklarınızın akademik başarısı sizi mutlu ediyor olabilir, ancak asıl mutlu olmanız gereken şey "gerçekten" mutlu bir çocukla aynı evde yaşıyor olmaktır.

55 görüntüleme

www.silaersantektas.com  Copyright 2016 ®  All rights reserved.

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
Bohemian Rhapsody - Queen
00:00 / 00:00